PSİKOZ VE NEVROZ

Çok genel bir tanımla psikoz,gerçeklikten kopuş ve ızdıraplı iç yaşantıyı kapsayan davranış bozukluğudur.En önemlisi şizofreni olup dış dünyadan kopukluğun iç dünyada ise parçalanmanın bulunduğu bütün ağır ruhsal bozuklukları anlatan bir terimdir.Diğer psikozlar arasında mani,melankoli,yaşlılık bunaması ve paranoya başlıcalarıdır.Konu oldukça geniş kapsamlıdır.Bir belirti kesinlikle ruhsal hastalık olmayabilir.Veya belirli bir ruhsal hastalık mutlaka aynı ve birbirine benzer özellikler göstermeyebilir.Onun için bu tip konular genel çerçeveler içinde yorumlanmalıdır.

Şizofreni genellikle ilk kez ergenlik çağında ortaya çıkar.Tutarsız düşünce,duygusal tepki yoksunluğu,hezeyanlar ve sanrılar en çok rastlanan belirtilerdir.Ayrıca kopuk,aralıklı düşünce ve uygun olmayan duygusal tepkiler de sayılabilir.Birtakım masum davranışları, kötü amaçlı davranış belirtilerinin işaretleri gibi algılamadan dolayı hezeyan eğilimleri belirir.Şizofrenide düşünce süreçleri karışıktır,konuşmalar tutarsız ve mantık dışı olur.Hasta heyecanlı haberleri herhangi bir duygusal tepki göstermeden karşılayabilir.Bazen kendisine trajik bir olay anlatıldığında veya üzücü bir olayla karşılaştığında gülümseyebilir veya ilgisiz kalabilir.Elbette yolda giderken kendi kendine gülümseyen birisi mutlaka şizofren değildir.Cep telefonlarının yaygınlaştığı ve teknolojinin gün be gün değişik şekillerde uygulandığı yakın zaman önce birisinin yolda yürürken kahkahalarla güldüğünü görmüştüm.Kendi kendime bu kişinin mutlaka bir ruh hastası olduğuna karar vermiştim.Kısa bir süre sonra cep telefonlarındaki kulaklık durumunu öğrenince gerçeği anlamıştım.

Hezeyanlar,normal bir insana çok garip gelen davranışlardır.Hastanın herhangibir konu karşısında varmış olduğu yargı akla uygun değildir.Üstelik yanlış olan bu yargıların inanca dayalı temeli vardır.Örneğin lokantaya giden bir şizofrene garson tarafından siparişi alınırken içki içip içmeyeceği sorulunca,bunun öteki müşterilere kendisinin bir cani olduğunu açıklamak için verilen mesaj olduğunu sanabilir.Şizofrenlerde, olmadığı halde birtakım sesler duyma şeklindeki sanrılara sıkça rastlanır.Bu gibi durumların nedeni oldukça tartışmalıdır.Zaman zaman ikizler üzerinde araştırmalar yapılmıştır.Alınan sonuçlara göre kalıtımın önemli bir paya sahip olduğu gözlenmiştir.Ancak tek başına bir neden olmadığı da anlaşılmıştır.Aile içindeki pekçok sorunlardan kaynaklanan duygusal gerilimler,ağır sonuçlar veren ateşli hastalıklar veya şiddetli fiziksel acılar şizofreniye yatkın olan kişilerde tetikleyici unsurlardır.

Paranoya,hezeyan geçiren kişinin herkese karşı güven duymadığı bir durumdur.İlgisiz ve içe dönüktür.Garip davranışlarda bulunan hastaların bir kısmı katatoni denilen belirtiler de gösterirler.Kaslar katı hale gelir.Kendisine bakamayacak hatta beslenemeyecek durumda olabilir.Çevresinde olan olayların farkına varamaz.Uzun zaman öylece oturabilir.Bütün bunlar şizofrenin çeşitli davranış örnekleridir.Bu belirtiler tek tek olabileceği gibi bunların birden fazlasının karışımı şeklinde de belirebilir.

Paranoya,genel tarifi olarak bir kişinin sürekli ve sağlam olarak hezeyanlar geçirmesidir.Bazı ruhsal bozukluklarda biraz daha az olmakla beraber düşünce,davranış ve isteklerde  belirli bir düzene rastlanabilir. Ayrıca paranoya belirtileri ile başlayan,aradan bir müddet geçtikten sonra şizofrenin en belirgin özellikleri olan zihinsel ve duygusal kopukluk niteliklerini göstererek biten örnekler de vardır.Ama daha fazla rastlanan biçimiyle paranoyalar,kendilerinden kaynaklanan kuşkularını ve güvensizliklerini başka kişilere yönelten insanlardır.Yapacağımız basit bir araştırma ile onların yalnız ve aşırı utangaç kişiler olduğunu anlayabiliriz.

 Manik-çöküntü bir diğer psikoz çeşididir.Bu terim karma bir tanımı içerir.Aşırı heyecan,normalin bir hayli üzerinde olan canlı davranışlar,normal bir insanın hayal gücünü aşan geleceğe ait tasarılar,çok sık görülen fikir değişikliklerinin yanısıra depresyon denilen çöküntü.Bu belirtilerin herhangi biri tek başına ele alındığında mutlaka hastalık olduğu anlamına gelmez.Ama ciddi bir ipucudur.Bunların yanısıra uykusuzluk,iştahsızlıkla birlikte oluşan zayıflama ve güçten düşme ruh doktorlarının hemen ilgisini çeker.Hele suçluluk duygusu veya intihar eğilimi sezilmişse bu durum bir çöküntünün ifadesidir.

Hastalığa eğilimli kişilerde depresif dediğimiz,örneğin sevdikleri birisinin ölüm haberini aldığı zaman,veya sevgilisi kendisini terk edince oluşan durumlar

tepkisel çöküntüye giden etkenlerdir.Ancak çok az sayılabilecek bir kışkırtma,hatta belirgin bir uyarı olmaksızın oluşan ruhsal bozukluklar da vardır.İşte bu durumda kalıtım veya psikoza eğilim gibi özellikler söz konusudur ve bu olaya içsel çöküntü adı verilir.Hastalık aşırı şekilde gelişmiş ise kişinin davranışları belirgin şekilde ağırdır.Veya son derecede heyecanlıdır.Bu durumda olan bir diğer kişi sürekli suçluluk duygusu içindedir.Kendisine neden böyle davrandığı sorulduğunda ,korkunç bir suç işlemiş olduğunu  veya günahlarının cezasını çektiğini söyler.Sık sık duyduğumuz veya bizzat şahit olduğumuz olaylardan birisi de çöküntülü hastaların başkalarına yük oldukları inançlarıdır.Bu kişiler adeta kendi kendilerinden koptukları ve gene kendi kendilerine yabancı hale geldikleri gibi hem kendilerini hem de tanıdık ve yakınlarını rahatlatmak için intihar etmeye son derecede yatkındırlar.Daha ileri vakalarda çöküntünün şiddeti de artar.Hasta hiç kimsesinin olmadığını,hatta kendisinin bile varolmadığını söyleyebilir.

Bunama,beyin bozukluğudur ve birtakım ruhsal belirtileri ortaya çıkarır.Herşeyden önce hem zihinsel hem de duygusal gerileme  vardır.Beyin fizyolojik olarak dumura uğramıştır,hücreleri artık normal işlevlerini yapamamaktadır.Bu durumda oluşan psikoz çeşitli şekillerdedir.Faaliyetlerin bir amacı yoktur.Duygular körelmiştir.Mantıklı bir denetim olmadığı için çok geniş davranış bozukluğu listesi oluşur.Kendini çok büyük görme  ve çok fazla konuşma sıkça rastlanan olaylardır.Alınganlık,isterik belirtiler,hasta olma şüphesi gibi benzer unsurlar iç içe geçer.

Nevrozlu kişilerin ruhsal yapısı ile psikozlu kişilerin ruhsal yapısı arasındaki en önemli fark,dış dünya gerçeklerinden kopuş derecesi ile ilgilidir.Psikozların aksine nevrozlar gerçeklerden tümüyle kopmuş değillerdir.Nevrozlu hastalarda görülen birtakım belirtiler zaman zaman ruhsal yapısı normal olan insanlarda da görülebilir.Ancak bu durum o kişilerin nevrozlu olacakları anlamına gelmez.Olsa olsa davranışlarının abartılı olduğu söylenebilir.Yaşantılarımızın belirli dönemlerinde karşılaştığımız birtakım olaylardan ötürü çoğumuz bunalıma girmişizdir.Zaman zaman aşırı şekilde kaygıya kapıldığımız olmuştur,normalden daha fazla korkular içinde kalmışızdır.Bütün bunların nevrozlardan farkı nitelikleri değil,nicelikleridir.
Nevroz konusu içinde incelenen hastalıklı durumların sayısı oldukça fazladır.Bunları sınıflandırmak zordur,ama belirtilere göre bazı ayırımlar yapılmaktadır.En çok rastlanan kaygı nevrozudur.Bu kişilerde ortak olan fiziksel şikayetler ağız kuruması,kalp çarpıntısı ve aşırı terleme gibi biyolojik olgulardır.Bunların,nesneler karşısında duydukları korku panik seviyesine kadar yükselebilir.Özel bir durumdan korkma olarak adlandırılan fobiler kaygı nevrozunun başlıca niteliğidir.Örneğin hafif fobili bir kişi bir böceği tutması gereken durumda biraz korkabilir.Ama fobisi aşırı derecede olan nevrozlu kişilerin korkmaları için böcek sözünü duymaları bile yeter.Dolayısı ile böceklerle karşılaşmamak için her yola başvururlar.
Takıntı nevrozunda hasta,kendisine ait olmayan yani dışarıdan gelen birtakım düşüncelerle mücadele halindedir.Hoşlanmadığı bazı hareketleri yapmaya kendisini zorunlu hisseder,bu hareketleri yapma gereğinin önünü alamaz.Böyle davranmasının nedeni içinden gelen zorlayıcı duygulardır.Ortaya çıkan davranışlar normal sınırını aşan garip özellikli davranışlardır.Herhangi bir eşyaya belirli sayıda dokunmak ihtiyaçlarının önüne geçemezler.Veya başka biri bir eşyanın pis olduğunu düşündüğü anda ondan kurtulmak için defalarca aynı eylemi tekrarlar,örneğin pis olduğunu sandığı bir halıyı tekrar tekrar süpürür.
Yakın bir arkadaş veya akrabanın ölümü,istenmeyen herhangi bir olayın gerçekleşmesi,yapılması beklenen bir davranışın gerçekleşmemesi gibi durumlarda çöküntü nevrozu kendisini gösterir.Aslında böyle olaylar karşısında herkes belirgin şekilde sıkıntı duyar,ama çöküntü nevrozu olan kişilerde bu sıkıntılar oldukça abartılıdır ve ruhsal yapılarına kazınmıştır.Gene de manik-çöküntü yani depresyon psikozlardan farklıdırlar.
Bazı kişiler öfkelerini kontrol altına alamazlar,aynı zamanda bağırma nöbetlerine girerler.Bu bağırmalardan kasıt, sesli bağırma olabileceği gibi felç,titreme,bellek kaybı gibi hem bedensel hem de zihinsel belirtilerdir.Bütün bunların nedenleri çok çeşitlidir.Örneğin bir kişi karşısına çıkan güç bir durumla başa çıkamayacağına kesinlikle inanırsa o gerçekten kaçar.Böylece bilinçaltına sığınmış olur.Bütün bu durumlar isteri olarak adlandırılır.
İsteriler de çeşit çeşittir.En fazla rastlanan türü kopuntu veya kaçış içeren durumlardır.Hasta etrafındakilere hiçbir şey belli etmeden birdenbire ortadan yok olur.Örneğin bir yolculuğa çıkar.Aslında dışarıdan bakan birisine göre bu yolculuğun hiçbir planı veya hedefi yoktur.Ama biraz inceleme yapılınca diyelim ki o kişinin ufak bir hırsızlık yaptığı anlaşılır.İşte bu hoş olmayan olayı unutmak amacıyla yola çıkmıştır.Yolculuk boyunca yaptığı olumsuz davranışı bellek kaybı vasıtası ile yok edecektir.
Bazı hastalar kendilerini dış dünyadan ayırırlar.Bu durumun bir örneği çift kişiliktir.Hasta birbiriyle ilgisi olmayan ve tutarsız davranışlar gösterir.Her zamanki yaşamında utangaç ve çekingen olan bir kız kopuntu veya kaçış nevrozlu halinde baştan çıkarıcı kişilik sergilemeye başlar.Bu nevroz hali yerinde kalmayıp ilerleme gösterirse durum hasta için daha vahim olur.Hasta bu durumda değişik kişilikleri için tamamen farklı ve köklü davranışlar gösterir.Artık bu kişiliklerden birinin diğerinden haberi yoktur.Kullandığı isimler bile farklıdır.
Kaygı,çöküntü ve isterik nevrozlar,bu durumlara eğilimli kişilerin karşı karşıya kaldıkları çeşitli baskılara karşı gösterdikleri tepkilerdir.Ruhsal yapısı çok güçlü davranışları çok dengeli olan sağlıklı kişiler bile yaşamlarında karşılaştıkları büyük aksilikler karşısında çöküntüye uğrayabilirler.Gördükleri baskı nedeniyle kaygı duyabilirler.Ama bir süre sonra gerçekler karşısında olduğunu kabul edip bu gerçeklerden kaçmayarak belirli çözümleri üretirler.Bu beceriyi nevrozlu kişiler gösteremezler,kişiliklerine işlemiş olan hastalıklı davranışlarından kurtulamazlar.

Yorum Yaz